Ana içeriğe atla

Kayıtlar

rivayet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kosta Rika'nın Dev Taş Kürelerini Kim Yaptı?

Hepimiz yuvarlanan devasa taş kürelere İndiana Jones filmlerinden aşinayız. İzlediğimiz film kurgu olsa da devasa taş küreler öyle değil. 1940 yılında Kosta Rika'nın Diquis Deltası bölgesindeki muz tarlaları için orman temizlenirken, United Fruit Company çalışanları, kısmen orman tabanına gömülü çok sayıda büyük taş küre keşfettiler. Gizemli taş küreler büyük ilgi gördü ve Kosta Rika'daki hükümet binalarının ve meyve şirketi yöneticilerinin ön bahçelerinde yerleştirildiler. Pek çok küre kırıldı veya hasar gördü ve bir kısmı da inşaat çalışmaları için dinamitle patlatıldı. Antropoloji profesörü ve Küresel Yerli Milletler Çalışmaları Programı direktörü John Hoopes'e göre, en büyüğü 16 ton ağırlığında ve sekiz fit çapında ve en küçüğü ise bir basketbol topundan büyük olmayan yaklaşık 300 kürenin var olduğu biliniyor. Neredeyse tamamı sert, magmatik bir taş olan granodiyoritten oluşuyor. Yapılış amaçları neydi? Kürelerin yapılış amacı, topların seyir yardımcıları olduğu konusun

Kimlik Bölünmeleri ve Korku Sineması

Bugün tanımlanan birden fazla disosiyatif bozukluk var ve hemen hepsini bilinçliliğin bir ya da daha fazla bölümlere ayrılması olarak anlatmak mümkün; üstelik hepsi de yıllardır korku sineması için çekici birer malzeme olmaya devam ediyor. Sinemada özellikle senaryoda ters köşe yaratmak üzere yararlanılan çoğul kişilik bozukluğu kadar aslında disosiyatif bozuklukların hepsi ilginç birer klinik tablo olarak karşımıza çıkıyor. Diyelim disosiyatif amnezi’de kişi aniden önemli kişisel bilgilerini hatırlayamıyor ve bu durum ağır bir stres koşulunun hemen arkasından oluyor; bir başka disosiyatif bozukluk olan disosiyatif fugue durumunda ise kişi kendiyle ilgili tüm bilgileri unutup evden, bulunduğu yerden uzaklaşıyor, hatta bulunduğu yerlerden belki çok daha uzak bir yerlerde kendine yepyeni bir kimlik yaratıyor. Disosiyatif bozukluklardan bir diğeri depersonalizasyonda ise kişi kendini düşüncelerinin ve davranışlarının dışardan bir gözlemcisi gibi hissediyor. Kısacası bir anlamda fiziksel v

Korku Tünelleri: lunapark, sideshow ve freakshowlar…

Korku tüneli olarak adlandırdığımız lunaparkların belki de en vazgeçilmez eğlence aracı, mekanikleşmiş bir freakshowdan başka bir şey değildir. Bu mekanikleşmeyi freakshowların tarih sahnesinde belirli bir zaman diliminden sonra etik olmamalarından ötürü dünyada yasaklanması kuşkusuz ki tetiklemiştir. Korku tünellerinin bir kült eğlence statüsünde değerlendirilmeleri lunapark sektörü kadar, başlı başına bir sektör arayışı içine girmemize sebep olan önemli bir unsurdur. Nitekim sadece lunaparklardaki korku tünelleri baz alınarak yapılan korku filmleri, tüm eğlence parkından ziyade, eğlencenin dallanıp budaklanan spesifik bir alanını gün ışığına çıkarmaktadır. Tobe Hooper’ın Funhouse filmi ise bu spesifik eğlencenin, diğer mekanik aletlerden farkını koyan önemli bir fikirdi. Korku tünellerinin kendi bağımsızlığını kazanması için bu spesifik eğlence alanının, lunaparklardaki diğer mekanik aletlerden farklı olarak algılanması şarttı ve korku tünellerinin özellikle kült statüsünde hizmet ed

Pokemon: Lavender Town sendromu

Lavanta Kasabası Sendromu (aynı zamanda "Lavender town tone" veya "Lavender town suicides" olarak da bilinir) Pokémon Red and Green oyunun 27 şubat 1996 yılında yayınlanmasından sonra iddialara göre  Japonya'da 7-12 yaş arasındaki çocukların hastalanma ve intiharlarında rekor yükselişe yol açtı. Söylentilere göre, bu intihar ve hastalıklar oyunu oynayan çocuklar  oyundaki Lavanta Kasabası bölümüne geldiklerinde ve buradaki müziği dinlediklerinde ortaya çıkıyordu ve araştırmalara göre bu sesi sadece çocuklar ve gençler duyabiliyordu, İddialara göre bu ses nedeniyle, en az iki yüz çocuk intihar etti ve bundan daha fazla çocukta da hastalık ve rahatsızlık gelişti. İntihar eden çocuklar bunu genellikle yüksekten asılarak veya atlayarak yaparlardı. Bazı insanlar, Lavender Town'un temasını dinledikten sonra şiddetli baş ağrılarından şikayet ettiler. Lavender Town artık oyuna bağlı olarak farklı sesler çıkarsa da, bu kitlesel histeriye piyasaya sürülen ilk Pokémo

Polybius oyunu

Takvimler  1980’li yılları  gösterdiğinde özellikle Kuzey Amerika’da atari salonlarının altın çağı yaşanıyordu. Henüz konsolların eve giriş yapamadığı bu dönemlerde oyuncuların göz bebeği bu salonlardı.    Hikayemiz işte bu salonlardan birinde geçiyor. Portland’daki bir salona Arcade kabinine benzeyen fakat üzerinde herhangi bir işaret bulunmayan bir oyun geliyor. Üzerinde sadece “POLYBIUS” yazısı bulunan bu kabinin diğer kabinlerdeki canlı renklere, illüstrasyonlara ya da logolara sahip olmadığı söyleniyor.    İlk bakışta Tempest gibi bir oyun olduğu anlaşılan Polybius’un; yanıp sönen ışıklara, garip ses efektlerine ve grafiklere sahip olduğu söyleniyor. Oyunu oynayan kişilerin Polybius’u bırakamadığı ve bir anda oyuna bağımlı hale geldiği iddia ediliyor.    Fakat Polybius’un insanlar üzerindeki etkisi bununla sınırlı değil. Oyunun gençler üzerinde fiziksel ve zihinsel zararlar yarattığı söylenirken bu oyunu oynayan kişilerde sık sık kabus görme, sinir krizi ve halüsin

Anasayfa gizlilik politikası iletişim Hakkında

BodrumKat
Tüm hakları saklıdır.